KANUN YARARINA BOZMA

Olağanüstü Kanun Yolu; Ceza yargılamasında hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunun tespiti halinde kararın kesinleşmesi ve karar mahkumiyetse infaza başlanması öncesi veya sonrasında ve hatta infaz bittikten sonra bile gündeme gelebilir. Bu olağanüstü kanun yollarından birisi de “Kanun Yararına Bozma”‘dır.

“Kanun Yararına Bozma” başlıklı CMK m.309’un ilk üç fıkrasına göre;

(1) “Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.”

Kanun yararına bozmada yetki Adalet Bakanlığı’ndadır. Bakanlığın hukuka aykırı olduğunu öğrendiği yargı kararı veya hükmüne karşı kanun yararına bozma yoluna başvurması için ilgili kişinin başvuruda bulunması gerekmez. Ancak karar veya hükmün Cumhuriyet savcısı, sanık, hakim, mahkeme, şikayetçi veya müdahil olarak ilgilisi olan kişiler de kanun yararına bozma yolunu kullanması için de bakanlığa başvurabilirler. Bakanlık başvuruda yer alan talep ve gerekçeler ile bağlı değildir.

Bununla birlikte bakanlık yapılan talep ve gerekçeli başvuruyu incelemeksizin ve sebepsiz olarak da red edemez. İlgilinin doğrudan sorunu Yargıtay’a götürebilme hakkı olmadığına göre, bakanlık başvuruyu maddi gerçek ve adalete ulaşmada başka bir yetkili kurum olmaması sebebiyle bu başvuruları ciddi bir şekilde ele almalıdır. Başvuru usulune uygun olmayan sebeplerle veya yeterli inceleme yapılmaksızın reddedildiğinde ilgili kişiler idari nitelik taşıyan bu red kararının iptali için idari yargı yoluna (Danıştay’a) başvurabilme hakkına sahiptirler. Her ne kadar idari yargı kanun yararına bozmaya konu başvuru dilekçesinin içeriği ve işin esası hakkında karar veremeyecek olsa da kanun yararına bozma yolunun şartlarının oluşup oluşmadığını, bakanlığının yeterli ve somut gerekçelerden uzak karar verip vermediğini ve bu sırada başvurucunun haklı olup olmadığını inceleyip değerlendirme yetkisine sahip olduğu unutulmamalıdır.

Bakanlık, temyiz incelemesinden geçmeyen bir karar veya hükümde hukuka aykırılık olduğunu tespit ettiğinde bu durumun telafisi için kanunun kendisine tanıdığı yetkiyi kullanmalıdır. Bu durumda bakanlık kanun yararına bozma istemini, hukuka aykırılık gördüğü karar veya hükmün Yargıtay tarafından bozulması amacıyla yasal nedenlerini de göstermek suretiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirecektir. Bu bildirim üzerine Başsavcılık, bakanlığın ilgili yargı kararı veya hükmünün bozulması istemini Yargıtay’a göndermek zorundadır. Ancak incelemeyi yapacak ilgili Yargıtay Ceza Dairesi yapacağı incelemede serbest olup CMK m.309 kapsamında kanun yararına bozma talebini kabul veya red edebilecektir.

CMK m.310’a göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın, Yargıtay tarafından hükümlünün cezasının kaldırılmasının veya hükümlüye daha ceza verilmesinin mümkün olduğu ve bu konuda Adalet Bakanlığı’nın başvurmadığı durumda doğrudan kanun yararına bozma için Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine başvurabilme yetkisi vardır.

Kanun yararına bozma talebinin ilgili Yargıtay Ceza Dairesi tarafından reddedilmesi üzerine, bu red kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı CMK m.308 uyarınca itiraz yoluna başvurabilir mi? Bu husus tartışmalı olmakla birlikte Başsavcılığın bu başvuruyu yapmasına bir engel bulunmadığı çoğunlukla kabul edilmektedir.

Kanun yararına bozma ile ilgili bozma nedenleri, CMK m.309/4’de sınırlı olarak sayılmıştır.

(4) Bozma nedenleri:

a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder.

Kanun koyucu, kesinleşen yargı karar ve hükümlerinin çok basit ve esası etkilemeyen nedenlerle bozulmasını istemiştir. Ancak hukuka aykırılık; esasa, cezanın miktarına, savunma hakkına ve özellikle hükümlünün hukuki durumda değişiklik meydana getirmeye elverişli olduğunda karar veya hükmün bozulması veya düzeltilmesi yoluna gidilmelidir.

Kanun yararına bozma konusu edilen kararlar; temyiz kanun yoluna tabi olmayan ve verildiği anda kesin nitelikte olan bir karar da olabilir. Hatta bu kararlar temyizi mümkün bulunmasına rağmen bu yola başvurulmaksızın kesinleşen kararlar da olabilir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 26.10.1932 tarihli ve 29/32 sayılı kararına göre; “Adalet Bakanlığı’nın uygulamadaki yanlışlıklardan başka esasa ve hükme etkili usul yanlışlıklarından dolayı da yazılı emir verme yetkisi vardır. Yazılı emir ile bozulan mahkeme hükmü davanın esasını çözümlüyor ise yargılamanın tekrarlanmaması, davanın esasını çözümlemiyorsa yargılamanın tekrarlanması gerekir.”

Temyiz başvurusunun süresinde yapılmaması, hakim veya mahkeme kararının temyiz edilemez nitelik taşıması veya temyiz yoluna başvuranın başvuru hakkının olmaması sebeplerine bağlı olarak temyiz başvurusunun reddine karar verilmesi hallerinde, ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği ve kanun yararına bozma incelemesine tabi olacağı tartışmasızdır. [1]

“Kanun yararına bozma” müessesesini düzenleyen CMK m.309’un 1. fıkrasında, hakim veya mahkeme tarafından verilip de temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karardan bahsedilmiş olup kararın kesinleşmesinde itiraz kanun yoluna başvurulması şartı aranmamıştır.

“Kanun yararına bozma” adlı olağanüstü kanun yolu yalnızca hakim veya mahkeme tarafından verilen ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümleri değil, itiraz kanun yolu açık olup da itiraz edilmeden kesinleşen kararları da kapsar. Bir başka ifadeyle; CMK m.309’da öngörülen olağanüstü kanun yoluna başvurulabilmesinde, temyize kapalı olmakla birlikte itiraza açık olan fakat bu yola başvurulmaksızın kesinleşen kararlar “kanun yararına bozma” dışında bırakılmamıştır. [2]

“Temyiz incelemesinden geçmeksizin karar veya hüküm” ibaresine yer veren CMK m.309; Temyize kapalı, fakat itiraza açık kararlar da itiraz yolunun kullanılmaması suretiyle kesinleşen kararları yok saymamıştır. CMK m.309’un öngördüğü temel ölçüt, temyiz incelemesinden geçmeksizin karar veya hükmün varlığıdır. İtiraza tabi bir karar, itiraz yoluna başvurulduğunda veya süresinde başvurulmadığından bahisle reddedildiğinde veya itiraz yoluna başvurulmayıp kesinleştiğinde doğaldır ki ilgilisi tarafından kanun yararına bozma yoluna gidilmesine konu edilebilecektir.

Temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararda bulunan hata, sırf kararın kesinleştiğinden bahisle olağanüstü kanun yoluna kapatılamaz. Bu husus “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Ek 7. Protokol’ün 2. madde’sine de uygundur. Protokolün 2. maddesi; prensip olarak cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkını kabul etmiş, fakat bu prensibe bazı istisnalar getirilebileceğini kabul etmiştir. Bu tür istisnaların ortaya çıkarabileceği hukuki sakıncaların giderilebilmesi için öngörülen kanun yollarından birisi de kanun yararına bozmadır.

  • Ek 7. Protokolü’nün 2. madde’sinde “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı İHAS Ek 7. Protokol’ün 2. madde’sine göre;

       “(1). Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, Kanunla düzenlenir.

        (2). Bu hakkın kullanılması, Kanunda düzenlenmiş haliyle az önemli suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olanak en yüksek mahkemede yargılan dışı veya beraatını müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir.” şeklinde tanımlamıştır.

İki dereceli yargılanma hakkı, iç hukukta tanınan kanun yolu başvurularının etkin bir şekilde kullanılmasını ve yerel mahkemece verilen cezai hükmün “üst merci” tarafından yeniden incelenmesi ile hukuka uygunluğunun denetlenmesi imkanını tanır. Yerel mahkemece verilen hükmün, “itiraz mercii” sıfatıyla ikinci bir mahkeme tarafından incelenmesini öngören bu usulde amaç somut olaya ilişkin tespitlerin yeniden değerlendirilmesi ve itiraz başvurusu hakkında verilen kararın hukuka uygunluğunun denetlenmesini hedefler.

Esasında itiraz, kanun yolu açık olan hakim veya mahkeme kararları yönünden iki dereceli yargılanma hakkı sağlanmaktadır. Kanun yararına bozma, iki dereceli yargılanma hakkının tanınmadığı veya tanınmakla birlikte bu yolun kullanılmadığı karar ve hükümler hakkında uygulanmaktadır. Kanun yararına bozmanın ön şartı ise, ilgili karar veya hükmün istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesidir. Ayrıca CMK m.309 gereği verilen bozma kararına karşı direnilemez. (CMK m.309/5)

 

Dipnotlar:
[1] 5271 sayılı CMK m.298’e göre; “Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.”
[2] Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 02.11.2011 tarihli, 2011/24626 E. ve 2011/38231 K. sayılı kararı. Daire, itiraza tabi olup da itiraz edilmeksizin kesinleşen karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvuran hükümlüler yönünden haklarında verilen disiplin cezası ile ilgili Yerel Mahkeme kararını bozmuştur.